İçeriğe geç

Etkinlik ara

Etkinlik, mekan, kategori ya da yayıncı ara

festival

Día de Muertos Meksika'nın Cadılar Bayramı mı? Ofrenda, cempasúchil ve iki gecenin hikâyesi

6 dk okuma

Bir mezarlığın ortasında oturan insanları düşünün: yüzlerinde ne yas ne de korku var, ellerinde termos, yanlarında battaniye, mezar taşının üzerinde ise yüzlerce turuncu çiçek ve yanan mum. Biri gitarını akort ediyor, bir çocuk şekerden yapılmış küçük bir kafatasını ısırıyor. Bu sahne bir film seti değil; her yıl 1 ve 2 Kasım'da Meksika'nın pek çok köyünde ve mahallesinde yaşanan Día de Muertos, yani Ölüler Günü'nün olağan bir gecesi.

Ekim sonu yaklaşırken bu geleneğin adı sık sık Cadılar Bayramı ile aynı cümlede anılıyor. Oysa ikisi birbirinden çok farklı şeyler anlatıyor. takvim.in'de kutlama ve etkinlik kültürü üzerine yazarken en sık gördüğümüz karışıklıklardan biri bu; o yüzden bu yazıda sorularla ilerleyip Meksika'nın en tanınmış geleneğinin gerçekte ne olduğuna bakıyoruz.

Önemli noktalar

  • Día de Muertos, 1 ve 2 Kasım'da kutlanır; ölülerin yılda bir kez ailelerini ziyaret etmeye geldiğine inanılır.
  • Gelenek korkutmak için değil, anmak ve ağırlamak için vardır.
  • UNESCO, 2003'te ilan ettiği geleneği 2008'de İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi'ne aldı.
  • Merkezinde ofrenda adı verilen anma sunağı, turuncu cempasúchil çiçekleri ve ölen kişinin sevdiği yemekler yer alır.

Día de Muertos, Meksika'nın Cadılar Bayramı mı?

Kısa yanıt: hayır. Cadılar Bayramı (Halloween) 31 Ekim akşamı kostümlerin, şekerlemelerin ve korku estetiğinin öne çıktığı bir eğlencedir. Día de Muertos ise ölen sevdiklerin geri dönüşünü karşılamak üzerine kuruludur. Ölüm burada tehdit değil, ailenin hâlâ bir parçası olan bir konuktur.

İki geleneğin yan yana düşmesi tesadüf değil. Her ikisi de Hristiyan takviminde 1 Kasım'a, Azizler Günü'ne, yani ölenlerin anıldığı döneme yakın duruyor. Meksika'da ise bu takvim, yerli halkların çok daha eski bir ritmiyle buluşuyor.

UNESCO'nun kayıt sayfası bu karışımı açıkça söylüyor: Gelenek, Meksika'nın yerli topluluklarının uygulamasıdır; ölen yakınların geçici olarak yeryüzüne dönüşünü kutlar, ekim sonundan kasım başına uzanır ve yıllık mısır yetiştirme döngüsünü tamamlar. Aynı sayfa, bunun Avrupalıların on altıncı yüzyılda getirdiği Katolik bayramlarla Kolomb öncesi ayinlerin bir harmanı olduğunu belirtiyor.

Kökenin tam olarak nereden geldiği ise tartışmalı. Bazı Meksikalı akademisyenler Kolomb öncesi köklerin güçlü olduğunu savunurken, bazıları bugünkü biçimin büyük ölçüde sonradan şekillendiğini düşünüyor. Dürüst yanıt şu: gelenek ne tamamen "Aztek ritüeli" ne de tamamen İspanyol mirası; yüzyıllar içinde birbirine karışmış bir bütün.

Turuncu kadife çiçekleri, mumlar, fotoğraflar ve pan de muerto ile kurulmuş bir ofrenda anma sunağı

Ofrenda nedir ve neden bu kadar önemli?

Ofrenda, evde veya mezarın başında kurulan anma sunağıdır. Türkçede en yakın karşılığı "adak masası" olabilir ama tam oturmaz; çünkü amaç tanrıya bir şey sunmak değil, ölen kişiyi ağırlamaktır.

UNESCO'nun tarifiyle aileler, ruhlara yol göstermek için mezarlıktan eve uzanan patikaya çiçek yaprakları ve mum bırakır. Sunağa ölenin en sevdiği yemekler, çiçekler ve kâğıttan kesilmiş süslemeler (papel picado) konur. Yaygın bir sunak şöyle görünür:

Öğe Anlamı
Cempasúchil (kadife çiçeği) Turuncu rengi ve kokusuyla ruhlara yolu gösterdiğine inanılır
Mumlar Işık, yön ve ruhların eve dönüşü
Pan de muerto Bayrama özel, üzeri kemik biçiminde süslenmiş tatlı ekmek
Fotoğraflar Ağırlanan kişinin kim olduğunu belirtir
Yemek ve içecek Ölenin hayattayken sevdiği her şey
Papel picado Kâğıttan kesme bayraklar; rüzgârda hafifçe oynar

Burada ilginç olan, her ölenin kendine ait bir günü olması. UNESCO sayfasına göre ölüm sebebi, yaş, cinsiyet ve bazen meslek gibi ölçütlere göre her ölen için ayrı bir anma günü belirleniyor. Pek çok bölgede 1 Kasım çocuk ruhlarına, 2 Kasım yetişkinlere ayrılıyor; ayrıntılar yöreden yöreye değişiyor.

Meksika'da nerede, nasıl yaşanıyor?

Gelenek tek bir biçimde yaşanmaz. Bir kentin ortasında düzenlenen geçit töreni ile bir göl kıyısındaki köyde sessizce sabahlanan bir gece birbirinden çok farklıdır.

Mexico City. Şehrin bugünkü Día de Muertos geçit töreni, aslında gelenekten çok sinemadan doğdu. Kaynaklara göre James Bond filmi Spectre'ın (2015) açılış sahnesi, Mexico City'de büyük bir ölüler geçidi varmış izlenimi verdi; sahne o kadar etkiliydi ki, bu geçit 2016'da gerçekten düzenlenmeye başladı. Ana yürüyüş genellikle Reforma Bulvarı üzerinde, Estela de Luz anıtından Zócalo Meydanı'na uzanıyor. Tarih ve güzergâh yıldan yıla değişebilir, o yüzden gitmeden resmî duyuruları kontrol etmek gerekir.

Mixquic. Başkentin güneyindeki bu mahallenin mezarlığı, 2 Kasım gecesi "Alumbrada" denen mum ışığı töreniyle ünlüdür. Mezarlar turuncu cempasúchil yapraklarıyla örtülür, aileler geceyi mezarın başında geçirir.

Janitzio. Michoacán eyaletindeki Pátzcuaro Gölü'nün adasında binlerce mum yakılır; adanın ışıkları göl boyunca uzaktan görünür. Burası kalabalık bir turistik merkez haline geldi; yine de orada ibadet eden aileler için hâlâ gerçek bir anma gecesi.

Hepsinde ortak olan şey, mezarlığın yas yeri olmaktan çıkıp buluşma yeri haline gelmesidir. Müzik çalınır, yemek paylaşılır, hikâyeler anlatılır.

Mexico City sokağında yüz boyası ve çiçek taçlarıyla Día de Muertos kutlamasına katılan kalabalık

Kafatasları ve Catrina neden bu kadar çok?

Şeker kafatasları (calaveras de azúcar), kemik temalı ekmek ve karikatürize iskeletler, Día de Muertos'un en tanınan görsel dili. Bunların çoğu ölümle alay etmenin, onu korkunçlaştırmak yerine insanileştirmenin bir yolu. Herkesin sonunda bir iskelet olduğunu hatırlatmak, sınıf farkını da silen bir şaka.

En ünlü figür La Catrina. Meksikalı gravür sanatçısı José Guadalupe Posada'nın yirminci yüzyılın başındaki zarif şapkalı iskelet çizimi zamanla Día de Muertos'un simgesi oldu; Diego Rivera onu daha sonra bir duvar resminde kalıcılaştırdı. Bugün kutlamalarda yüzü beyaz-siyah boyayan, çiçek taçları takan insanların taklit ettiği, işte bu figürün genişlemiş halidir.

Bir ayrım önemli: kafatası makyajı bir kostüm değil, bir saygı biçimidir. Yerel halkın katıldığı bir törende gözlemci olarak bulunuyorsanız, makyajlı insanların fotoğrafını çekmeden önce izin sormak iyi bir alışkanlık.

Bir gün Meksika'da olsanız, ne yapmalısınız?

Önce mekânı seçin: Mexico City'deki geçit töreni kalabalık ve sahne gibidir, Mixquic gibi mahalle mezarlıkları ise daha yoğun ve daha özeldir. İkisi de aynı gün aynı kişi için "doğru" olmayabilir; sakin bir deneyim arıyorsanız 2 Kasım gecesi için erken gitmek, kalabalığın arasında bir köşe bulmak gerekir.

Giyim konusunda rahat olun ama gösterişten kaçının; geceleri serin olabilir. Mezarlıkta masalara, çiçeklere ve sunaklara dokunmayın. Ayrıca ofrenda'nın önüne geçip fotoğraf çekmek yerine bir adım geride durun ve önce izin isteyin.

Son olarak, bu günlerde şehirlerde fiyatlar ve kalabalık hızla artar. Konaklama ve ulaşımı aylar önceden planlamak gerekir; bu yazıda bilerek fiyat vermiyoruz, çünkü her yıl değişiyor.

Pop kültür bu geleneği nasıl değiştirdi?

Geleneğin dünya çapında tanınmasında filmlerin payı büyük. Spectre'ın etkisini yukarıda anlattık; Pixar'ın Coco filmi (2017) ise aileyi, hatırlanmayı ve ofrenda'nın anlamını milyonlarca çocuğa anlattı. Filmin ana fikri, ölünün bir kez unutulduğunda gerçekten gitmiş olduğu; Día de Muertos'un bütün mantığı da tam olarak bu: hatırlamak ölümü ertelemektir.

Bu popülerliğin bir bedeli de var. Gelenek turistik bir gösteriye dönüştükçe yerel toplulukların kendi anma pratikleriyle çatıştığı yerler çıkıyor. Meksika'da bir yerli köyü ziyaret edecekseniz kural basit: sessiz olun, mezar başındaki ailelerin yanından geçerken yavaşlayın, izin almadan yakın plan fotoğraf çekmeyin.

Bizim kültürümüzde buna benzeyen bir şey var mı?

Doğrudan karşılığı yok, ama tanıdık yankılar var. Türkiye'de bayram arifesinde mezarlık ziyareti, ölenin ardından helva kavurma, lokma veya yemek dağıtma, kandil gecelerinde ölenleri anma gibi alışkanlıklar, ölenle ilişkiyi hemen koparmayan bir kültürün izleri. Farkı, Meksika'da bunun renkli, gürültülü ve açıkça neşeli olması; bizde ise genellikle sakin, dua odaklı bir biçim alması.

Bu karşılaştırma bir üstünlük sıralaması için değil; farklı toplumların aynı sorulara, yani "ölenlerle bağımız nasıl devam eder?" sorusuna nasıl farklı cevaplar verdiğini görmek için ilginç.

Sıkça sorulan sorular

Día de Muertos ne zaman kutlanır?

Her yıl 1 ve 2 Kasım'da. UNESCO ise hazırlıkların ve ritüellerin ekim sonunda başlayıp kasım başına uzandığını söylüyor.

Cadılar Bayramı ile aynı şey mi?

Hayır. Halloween 31 Ekim'de kostüm ve korku odaklı bir eğlencedir; Día de Muertos ölenleri sevgiyle ağırlama geleneğidir.

Pan de muerto nedir?

Día de Muertos'a özgü, üzeri kemik biçimli hamur parçalarıyla süslenen tatlı ekmektir; hem sunağa konur hem yenir.

Türkiye'de bu geleneği yaşayabilir miyim?

Büyükşehirlerde Meksika kültür merkezleri, sanat mekânları ve topluluklar zaman zaman anma temalı sergiler ve atölyeler düzenleyebilir. Güncel etkinlikleri takvim.in üzerinden arayabilirsiniz; ancak yayınlanmış bir etkinlik görmediğiniz sürece var olduğunu varsaymayın.

Son söz

Día de Muertos'u anlamanın en kolay yolu, onu bir parti olarak değil bir aile buluşması olarak düşünmek. Takvim ekim sonuna yaklaştıkça bu geleneğin ne olduğunu bilmek, ona hem hayranlıkla hem saygıyla bakmayı kolaylaştırıyor.

Diğer yazılar